Theodore (Bölüm 15)

      Annem keşke yanımda olsaydı. Yanımda olmasına ihtiyacım var. Onu o kadar özledim ki kelimelerim bunun için yetersiz kalıyor. Her gün azar azar unutuyorum annemi. Kokusunu, bakışlarını, yüzünü… Günleri geride bırakırken benden uzaklaşıyordu. İçimde bir boşlukla gözlerimi açmak beni yoruyordu. Bazen… Bazen onun hemen yanımda, hiç ölmediğini düşünüyorum. Bana baktığını hayal ediyorum. Bakışlarını anımsamaya çalışıyorum. Düşüncesi bile güzel ama… bu sadece hayalden öteye geçemez. Şu an yanımda olsaydın, kollarımın arasına alır asla bırakmazdım. Beni bırakıp gidecektin çünkü biliyorum, bundan da önemlisi karşına geçerek aklımdaki her şeyi sana anlatırdım. Seni ne kadar çok sevdiğimi söylerdim ilk önce.

      Şu an nerededir, bir tek tanrı bilir. Yukarıdan bir yerden baktığına eminim. O güzel gözlerini üzerimden ayırma anne, onlara ihtiyacım var.

      Benim için tanrıdan farksızdın. Seninle ağlar, seninle gülerdim. Bir yerin acıdığı zaman benim de acırdı. Onun acısını hissederdim. Tanrım onu neden benden aldın? Bu kadar çok sevdiğim için miydi, yoksa onu bir tanrı olarak gördüğüm için miydi?

      Annem her zaman çok güçlü biriydi. Kusursuz denebilecek kadar iyiydi ancak kusurları vardı. Bunu artık görebiliyorum. Her zaman içten içe kendime sorduğum fakat hiç dile getiremediğim şeydi bu benim için. Annem bunca şeye rağmen neden babamla yaşamaya devam etti. Bunu her zaman merak ettim. Kendi kendime cevap bulmaya çalışıyordum ama mantıklı veya olur bir yolunu bulamıyordum. Bunca acı, bunca keder niyeydi? Ayrılsaydı tüm acıdan kurtulabilirdik, hayatımız daha düzgün olurdu. Yeni bir başlangıç, yeni bir hayat. Benim yaptığımı yapabilseydi, belki… belki yaşıyor olurdu.

      Annem babamdan ayrılmaya cesaret edemedi hiçbir zaman. Onu kötülemek içime sinmiyordu ama gerçek buydu. Bunu yeni yeni idrak etmeye başladım. Babama karşı beni her zaman koruyordun. Neden, neden ondan ayrılmadın? Beni bu kadar düşünüyordun da ondan ayrılması bu kadar zor muydu?

      Annemi gözümde fazla büyütüyormuşum. Bana bir kez olsun kızdığını ya da kötü laf ettiğini hatırlamıyorum. Bu yeterli değildi. İçimdeki acıyı hafifletmiyordu. O zamanlar katlanır kılıyordu. Annem yanımdaydı ve onun için dayanmak zorundaydım. Onun yokluğunda gerçekleri görüyorum. Annemin yokluğu bana çok şey katmıştı.

      Tanrım onu cennetine al ve koru lütfen.

      Sevdiğim insanın ölmesiyle bu hayatta tek başıma kaldım. Yalnızlığın içerisine gömüldükçe gömüldüm. Hiçbir zaman doğru dürüst birini bulamadım. Annemin varlığında da pek bir arkadaşım olduğu söylenemezdi. Doğrusu insanlarla konuşmaya çekiniyorum. Annemin ölümünden sonra okulda konuştuğum bir iki kişiden de hızla uzaklaştım. Okul zamanları çocuklar hep birbirleriyle oynardı, ben onları kenardan seyrederdim. Hiçbir zaman onlara dahil olmazdım. Bu bir kural gibiydi. Çalıştığım yerlerde konuştuğum insanlar oldu. Buna konuşmak deniyor mu emin değildim açıkçası. Konuşmalar tek taraflıydı birçoğunda. Şunu yap, bunu yaptan öteye geçmiyordu. Benim konuştuğum zamanlar ise bir yanlış yapmış olur ve özürlerimi iletirdim.

      Tek başıma olmak zorunda mıydım? Tanrı beni yalnızlığa terk etmişti. Öyle değil mi? Diğerlerinden farklı olmayan bir soruydu. Cevabı hiçbir zaman gelmeyecekti. Ne kadar çok tanrıya dil dökersen dök, hiçbir zaman cevaplamazdı. O her zaman sessiz kalmayı tercih ederdi. Düşünüyorum da o kadar yalnız değil miydim yoksa? Bu nasıl bir soruydu, elbette yalnızdım. Ben her zaman yalnızdım.

       Şöyle bir geçmişe baktığımız zaman yalnız kalmayı tercih eden kişi bendim. Zaman içerisinde gittikçe insanlardan uzaklaşmıştım. Kendi sorunlarım altında etrafımı göremeyecek kadar kör olmuştum. Simon ve Alexis’e haksızlık ediyordum. Onlar beni düşünüyorlardı. Peki, ben onları ne kadar düşünüyordum? Her gün nasıl olduğumu sorarlardı. Ben ise cevap vermez ya da tek kelimeyle geçiştirirdim. Anımsamakta zorluk çektiğim mavi gözlü kız… Benimle birçok sefer konuşmaya çalışmıştı, değil mi? Her gün kafeye geliyor ve beni mutlaka görüyordu.

      İçimde yanan büyük ateşi söndürmeye o kadar uğraşmıştım ki, ateşin büyüklüğü etrafımı görmemi engelliyordu. Görebildiğim sadece ateşin ta kendisiydi. Karşımda harıl harıl yanıyordu. Gittikçe büyüyor ve sonunda beni yok edecekti. Hiçbir zaman göremedim bir şey vardı. Etrafımda ellerinde kovalarla bana yardım eden insanlar vardı. Onlar benim için oradaydı.

      Onlara çok haksızlık etmiştim ama tüm bunların yaşanması kötü bir babaya sahip olmamdı. Baba dediğim o kişi, benim hayatımı çaldı. Annemi çaldı. Her şeyimi çaldı. Onu hiçbir zaman affetmeyecektim. Yersiz yersiz beni dövü… Hayır, bizi dövüyordu. Bizi dövebilmek için olmadık sebeplere sahipti ve aslında, bir sebebe de ihtiyacı yoktu. Üzerime yürüyen bir baba ve sonrası büyük bir acıydı. Nasıl ve ne şekilde olmasının bir önemi yoktu. Yaptığımız hatanın bedelini kat ve kat bize ödetirdi.

      Onca insanın arasından bunu yaşayan ben mi olmalıydım? Neden böyle olmak zorundaydı tanrım? Bu haksızlık değil miydi? İyi bir babaya sahip olabilirdim. Ona aklımdakileri söylemek istiyordum ama buna fırsatım hiçbir zaman olmuyordu. Onu gördüğümde yalnızca kaçacak yer arıyordum.

      Beni seven, dövmek yerine koruyan bir baba… Yalnızca beni de değil. Annemi de seviyor olmalıydı. Bir aile olabilirdik. Güzel bir aile olabilirdik, değil mi tanrım? Hiçbir zaman sorularımı cevaplamayacaksın, biliyorum ama güzel bir aile olabilirdik. Elimi tuttuğu zaman sevgisini kalbimde hissedebilmek ne hoş olurdu. Elimi tuttuğunu hiç hatırlamıyorum. Beni diğer çocuklar gibi parka götürseydi, oyun oynarken yanı başımda dursaydı, yere düşüp ağlamaya başladığımda koştura koştura yanıma gelse… İçimde büyük bir boşluk vardı ve biliyorum ki bu boşluğu hiçbir zaman dolduramayacaktım. İçimdeki boşluğu doldurabilmem için ona ihtiyacım olması işin tuhaf kısmıydı.

      Evden kaçtığım zamandan beri onun böyle düşünceler taşıyıp taşımadığını merak ediyorum. Bizi her zaman döverdi ama içinde bize karşı en ufak bir sevgi barındırıyor muydu? İçimden bir ses sevdiğini söylüyordu. İnanmak istediğim şey buydu kesinlikle. Bizi sevdiğini görmek çok istedim ama kendimi kandırmaktan başka bir şey değildi bu. İçinde sevgiye dair bir kırıntı dahi yoktu onun. İnsan sevdiğinin canını acıtabilir miydi?

      Tüm bunların sonucunda birçok kez kendimi öldürmeye çalıştım. Bazı intihar girişimlerinde geri adım attım, bazılarında ise ilk adımı bile atamadım. Hepsini düşünüyorum da annemle buluşabilmek, onu bir kez daha görebilmek içindi. Şimdi buradayım ve hâlâ hayattayım. Tanrı ölmemi istemiyor sanırım, beni her seferinde hayatta tuttu. Ne istediğini hiçbir zaman anlamadım gerçi.

      Ölümü kafamdan hiçbir zaman çıkaramayacağım kesinlikle. Benim bir parçam oldu, annemi benden kopardı. İşte bu yüzden ölmek istiyordum. Geçmişten kaçmak, geçmişimin hiçbir zaman var olmamasını istiyordum ama bu mümkün değildi. Onu hiçbir zaman silemem. Onunla barışmanın bir yolunu bulmam gerekiyor çünkü ben…

      Yaşamak istiyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Begin typing your search term above and press enter to search. Press ESC to cancel.